Anaokulundan İsteyin Atlıkarınca Çocukevi Yaratıcı Nesiller Zeki Çocuk Anaokulu
 
Anaokulları >> Okul Öncesi Eğitim >> Kuklacı
 
Anaokulları

Kuklacı

     

İnsanoğlu çok eski yıllardan bu yana canlıların davranışlarını inceleme eğilimi göstermişlerdir. Bunu; eskiden kalma gravürlerde, ikonalarda, fresklerde, heykellerde, resimlerde, karikatürlerde, filmlerde ve de tiyatroda görmekteyiz. Kuklacılık ise ayrı bir sanat olarak çok eskilerden bu yana yaşamını sürdürmüştür. Kuklanın türleri vardır. Bunların en başında ip kuklası gelirse de el kuklası, parmak kuklası, kese kağıdından, kuru yemiş külahından yapılanlar ve kaşık türündeki materyalin üzeri resimlenerek kullanıldığı kuklalar da sayılabilir. En popüler olan ip kuklasında bir canlı figürünün oynak yerlerine bağlanan ip, iplik, misina vb, üst kısımdan artı şeklinde birbirine eklenen iki çomağın uçlarına bağlanır. Çomaklardan bir ucu ya da diğeri aşağı-yukarı doğru eğildiğinde kukla iplerinin bağlı olduğu el, kol, bacak, diz, kafa kısımları, kuklayı oynatanın isteği doğrultusunda hareket eder. Burada her şey konuya koşut olarak, kuklacının isteği doğrultusunda hareketlenir.

Yukarıda kukla ve kuklacının özelliklerini tanıtmaya çalıştık. Oysa kukla hakkında bilgisi olmayanımız yoktur sanırız. Ayrıca hemen her evde bir kuklacı ve kukla ya da kuklalar bulunmaktadır. Böyle bir yaklaşım belki yadırgayıcı gelebilir, ama bunların her evde bulunduğu bir gerçektir. Bir evi, evlenen iki kişi kurar. Bu iki kişi çocuk sahibi olduğunda ise, ne kadar küçük olursa olsun, bu yavrucak isteklerini ilk günden yaptırmaya başlar. Ağlamayı keşfedince yaptıramayacağı şey düşünülemez. Büyüdükçe bu ağlamalar, elde bulunan bir güç durumuna gelir ki, her zaman onun kazandığı görülür. Evde bulunan oyuncağının aynısının ille de alınmasını istediği, hastalanması olasılığını düşünüp almak istemediğimiz dondurmayı görünce, ısrarcı isteğini sergilediği ve tüm karşı koymalara karşın kendisi ile baş edilemediği gerçektir. 2,5-3 yaşına gelince; ev içindeki gelişmişliğinin yeterli olmadığına karar verilip bir ana okuluna verilmek istenince, bu konu evde konuşulurken, zaman zaman ona da okula gitmek isteyip istemediği sorulduğunda, çok istekli olduğunu belirten sözler söylediği duyulur. Bu durumda özellikle ev çevresindeki okullar gezilerek, onun mutlu olmasını sağlama özelliğine sahip olan bir okul aranır. Ayrıca onun eğitim durumu pek de düşünülmez. “Birkaç saatini çocuklar arasında geçirsin yeter” görüşü ağırlık kazanır ve bunun gerçekleşmesi ile hemen sosyalleşeceği sanılır. Küçük yavrunun okula başladığı ilk günlerde genellikle anne-baba ya da diğer yetişkinlerden biri de onunla okulda kalır. Oyun oynamak için sınıfa girer ama arada sırada, kendisiyle gelen yetişkinle birlikte olmak için sınıftan çıkar. Bu sırada öğretmen onu sınıfa sokabilmek için becerilerini sergilese de o, sınıfa girmemek için ağlamaya başlar. Yanındaki yetişkin ise, ağlıyor diye çocuğa sarılıp bırakmak istemez. Yetişkine göre ilk gün için bu kadarlık yetmektedir. Okul yetkililerinin bu durumda yapacak pek bir şeyleri kalmaz.

Ertesi gün çocuk okula geldiğinde, önce okul kapısından, sonra da sınıfa bir türlü girmek istemez. Onu getirenle konuşulduğunda “okula gelmek istemediğini söylemesi karşısında, bunun nedenini sorduk, kendisini mutsuz ya da rahatsız eden bir takım sözler söyledi” türünde sözler duyulur. Bu durum aile bireylerinde haliyle bazı kuşkulara neden olabilir. “Acaba okulu ilk ziyarete gidilen gün anlatılanlar dışında farklı şeyler mi olmaktadır? Gitmeyi arzuladığı halde, daha okula gidilen ilk gün ya da günlerde onunla ilgilenilmemiş midir? Anlattıklarına göre, gerçekten bazı çocuklar onu rahatsız mı etmiştir? Okulda gerçekten yoruluyor mudur?” türü düşünceler, adeta evdekilerin beyinlerini kemirir. Oysa genel olarak bu düşüncelerden hiçbirinin gerçekle ilgisi yoktur. Çocuğun okula gitmemek için, hayal gücünü kullanıp geliştirdiği uydurmalar gerçek sanılır. Hatta okula gitme sırasında, evden çıkmamak için, mide ağrısı, bulantı, bir yerin ağrıması, hatta kusma belirtileri de görüldüğünde aile bireylerinin perişan olmaması düşünülebilir mi? Bu durumda “daha okula gitme zamanı değil” denerek okula göndermekten vazgeçilir.

Yukarıdaki örnekten başkalarını da sıralamak mümkündür. Çünkü çocuktaki bencillik, onun isteklerini törpülemektedir. Onun için zararlı olduğu düşünülen şeyi almak için ısrarlı davranışları, bir ev gezmesi sırasında yaptığı olumsuzluklar, her akşam evde yaptığı diğer ısrarcı davranışlar da insanı çileden çıkaracak türde olmaktadır. Yetişkinlerin televizyon izlemesini engellemek için yaptıkları, engellenemeyen gürültü çıkarıcı davranışlar, bir lokma yemek yedirebilme uğraşına karşı retçi davranışları vb izlendiğinde, gerek ev içinde, gerekse dışında, tüm istekleri elde ettiği görülür.

Yazımızın başında kukladan ve kuklacıdan söz etmiştik. Bir kuklacı ile bir çocuk karşılaştırılıp, en profesyonel kuklacının hangisi olduğu sorulunca alınan yanıtın, herhalde çocuktan yana ağır basacağını düşünmekteyiz. Çünkü bir kuklacının, yapacağı her şeyi kalıplaşmış olarak yaptığı, örneğin; iplerden birini çekince kuklanın sağ kolunun yukarı kalktığını ya da diğer ipi çekince bir başka hareketin oluştuğunu biliriz. Programı biten kuklanın, çantaya girdiği ve kuklacının ise günlük yaşamını sürdürdüğü bilinir. Oysa tarafsız bir gözle izlendiğinde, çocuğun bir tek kuklasının olmadığı, annenin, babanın, kardeşin ve diğer aile bireylerinin ayrı ayrı birer kukla görünümünde olduğu ve çocuğun bu kuklalara ayrı ayrı egemen olup hepsine istediğini yaptırdığını görebiliriz. Burada onun egemenliğini görmek, diğer bireylerin adeta birer tutsak olduğunu ve sanki ellerini uzatıp kelepçelenmesini bekledikleri sonucunu da düşündürmektedir. Kuklacılıkta deneyim kazanan çocuğun, gelecekte de kuklacılığına güvenerek toplumu kendine göre şekillendirmeye kalkışınca bazı engellerle karşılaşacağı ya da çevresindekileri birer kukla gibi oynatabileceği düşünülebilir. Yapısı bozulmuş toplumlarda kuklacıların çoğunlukta olduğu, çocuk büyütme aşamasında olan herkesin, ileride gelişebilecek bu tür olası durumları görmezden gelmemesi gerektiğini düşünmekteyiz.

Psikolog Acar PİJİ ..........

(Acıbadem-Zürafa Ana Okulu)