Anaokulundan İsteyin Atlıkarınca Çocukevi Yaratıcı Nesiller Zeki Çocuk Anaokulu
 
Anaokulları >> Okul Öncesi Eğitim >> Fikir Ayrılıklarının Çocuklara Yansıması
 
Anaokulları

Fikir Ayrılıklarının Çocuklara Yansıması

     

Bebekler ana rahmine düştüğü andan itibaren, anne babaların hayatlarını farklılaştırmaya başlarlar. Kendilerinden bir parça olan biricik evlatlarını yetiştirirken anne babalar, onlar için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya uğraşırlar. Amaç sağlıklı bir evlat dünyaya getirmek ve onu mutlu, huzurlu ve başarılı bir birey olarak yetiştirebilmektir. Zira çocuğun kişilik gelişiminin temel taşlarını, anne babanın ruh sağlığı ve ebeveynlik tutumları belirlemektedir.

Temelde aşırı koruyucu, serbest ya da dengesiz gibi ana baba tutumlarından bahsedilse de aslında her aile kendine has bir tutum sergiler. Çocuk sahibi olmaya karar veren her anne babanın yetiştirmeyi hedeflediği ve idealize ettiği bir çocuk tipi vardır. Bu imajinasyon, çocuğu belli bir kalıba sokmamak kaydıyla anne babaya rehber olacaktır. Farklı ebeveynler tarafından yetiştirilmiş olan eşlerin hayat görüşlerinde farklılıklar olması doğaldır. Olumlu yönden bakıldığında bu durum, çocuğun kişiliğine renk ve zenginlik katacaktır. Ancak fikir ayrılıkları çok yoğun ve uç noktalarda olduğunda, öyle ki çocuğa yansıyacak boyuta geldiğinde, çocuğun benlik algısına ilişkin yaralar da oluşmaya başlayacaktır.

Eşlerin birbiriyle ilişkisi, aşamadıkları problemler, çatışmalar anne babalık rollerine yansımaktadır. Farklı görüş açısına sahip ebeveynler konuşarak ortak çözümlere ulaşacaklarına çocukları üzerinden güç mücadelesi yaşamaktadırlar. Bu noktada önemli olan daha çocuk sahibi olmadan eşlerin, annelik ve babalık rolleri ve beklentileri üzerine sağlıklı paylaşımlarda bulunmalarıdır. ‘Çocuğum büyüdüğünde nasıl bir birey olsun istiyorum?’ ‘Benim yeterliliklerim ve sınırlılıklarım nelerdir?’ ‘Kendimin ne kadar farkındayım ve kişilik özelliklerim çocuğumu nasıl etkileyecek’ gibi soruları kendilerine sormaları gerekirse bir uzmandan yardım almaları gerekir.

Çocuğun yetiştirilmesindeki fikir ayrılıkları çoğunlukla, bireylerin kendi anne baba tutumları sebebiyle yaşadıkları iç çatışmalardan kaynaklanmaktadır. Örneğin serbest ve sınırları olmayan bir eğitimle yetiştirilen bir baba, kendisi de otorite olmayı öğrenemediği için çocuklarına gerekli sınırları koyamaz. Olumlu bir disiplin anlayışıyla çocuğunu yetiştirmeye çalışan eşine çocuğunun yanında ‘çok fazla baskı yapıyorsun, bırak daha küçük o büyüyünce öğrenir’ gibi bir ifade kullandığında çocuk babasını, davranışlarının sonucunu düşünemediği için çok sempatik bulacaktır. Annesini sert ve baskıcı olarak algılayıp asi bir tavır sergilemeye başlama olasılığı da artacaktır.

Aynı şekilde çocukluğunda baskı ve şiddet gören bir anne ‘benim çocuğum böyle sıkıntılar yaşamasın’ diyerek aşırı sevgiyle gevşek bir eğitim verebilir. Bu tip bir ailede sevgi çocuğa şımartılacak derecede çok verilir ve disiplin yok denecek kadar azdır. Aşırı koruyuculuk çocuğun ileride sorumluluklarını almamasına, fazla benmerkezci olmasına ve devamında başarısızlıklara, mutsuzluklara sebep olacaktır. İlerleyen yaşlarda başarıya dair sorunların ‘sorumsuzluk’ tan ve ‘sınırsızlık’ tan kaynaklandığı çokça görülmektedir.

Anne babaların, kendi sorumluluklarına ait sıkıntılarına dair analiz yapıp, kendilerine uygun gelmeyen davranışı elemeleri doğaldır ancak bu noktada içebakış bir uzman desteğiyle yapıldığı takdirde daha verimli olacak ve yerine yeni davranış çok daha bilinçli olarak koyulacaktır.

Eşler arasındaki eğitim ve kültür farkından kaynaklanan bazı iletişim problemleri ikili ilişkilerde tolere edilebilir ancak anne baba olmakla ve kişilerin inatçı bir tutum sergilemeleri ile karmakarışık bir hal alabilir. En çok karşılaşılan durum zaman zaman işin içine şiddet karıştığı ‘ babam beni de dövdü ama hiçbir şey olmadı bak gayet normal bir adam oldum’ gibi bir yaklaşımla, daha eğitimli, anne babalığa daha çağdaş bir perspektifle bakan diğer eşin yaşadığı çatışmadır. Zamanında maruz kalınan yanlış tutumların teşhis edilmemiş olması, kişilik yapısında olumsuz bir iz bıraktığı anlamına gelmemektedir.

Çocuğa konulan sınırların sürdürülebilmesi için anne babanın davranışlarında tutarlı ve kararlı olması gerekir. Çocuğun benlik kavramı, kendisi için önem taşıyan ebeveynlerinin ona gösterdikleri tutumların bir yansımasıdır. Ana babaların sergilediği olumsuz tutumlar, çocuğun kendini değersiz hissetmesine sebep olabilir. İstenen davranışları yaptığında ödüllendirilmeyen ve desteklenmeyen çocuk, kafası karıştığı için onaylanan ve onaylanmayan davranışların ayrımını yapmada giderek güçlük çekmektedir.

Dengesiz tutum çocuklar arasında da farklılık gösterebilir örneğin ilk çocuğa daha otoriter, kuralcı ve hatalı olunurken, küçük çocuğa daha sevecen ve hoşgörülü davranılabilmektedir. Kız-erkek çocuk ayrımı da farklı bir tutarsız ve ayrımcı davranış örneğidir.

Dengesiz ve kararsız tutumla yetiştirilen çocuklar,

*ileride güvensiz, kaygılı bir kişilik sergileyebilirler,

*büyüdüklerinde sosyal çevresindeki insanlarla güven ve iletişim problemi yaşayabilirler,

*otoriteye karşı aşırı boyun eğici ya da isyankar olabilirler,

*tutarsız ve kararsız bir kişilik sergileyebilirler.

Sadece anne-baba değil, çocuğun bakımında rol alan diğer aile bireyleri özellikle büyükanne ve babalarla iletişimde de fikir ayrılıkları yaşanabilir. Bu noktada büyükanne ve büyükbabalar, torun sahibi olmanın tarifsiz mutluluğunu doyasıya yaşarken, onlarla kurdukları iletişimde anne ve babanın duygu ve düşüncelerini de hesaba katmaları gerekir. Verilen eğitimin tutarlı ve düzenli olabilmesi için, koyulan kurallar konusundaki düşüncelerini, torunları yokken ifade etmelidirler aksi takdirde çocuğun eğitimine zarar vereceklerdir. Ayrıca, kendi anne babalık düzenlerini hatırlayıp, torunlarının her istediğini yaparak onları mutlu etmeye çalışırken otorite boşluğu yaratmamalıdırlar.

Dengeli çocuklar yetiştirebilmek için:

*Fikir ayrılıkları genel olarak aile içi iletişimde ve özellikle çocuğu yetiştirmede problem oluşturmaya başladığında, eşler sonuçsuz tartışmaları sürdürmek yerine problemin ne olduğunu tespit edip, çözüm için gerekirse bir uzmandan destek almalıdırlar. Çünkü ruh sağlığı yerinde bireyler yetiştirmeyi isteyen aileler bilmelidirler ki, güven verici, hoşgörülü, demokratik ana baba tutumu çocuğun olumlu kişilik gelişimi için esastır.

*Sergileyecekleri dengeli tutumla çocuğa koşulsuz sevgi ve saygı göstermelidirler. Sevgi herhangi bir başarıya veya davranışa bağlı olmamalı; çocuk, anne ve babasının kendisini koşulsuz şartsız olduğu sevdiğini bilmelidir.

*Çocuğun potansiyelini açığa çıkarması için uygun ortam oluşturulup, katı kurallar yerine amacına uygun, çocuğun özdisiplinini geliştirmesini hedefleyen ilkeler ortaya koyulmalıdır.

*Çocukların doğru sınırlar içinde özgür, özgüvenli, inisiyatif alabilen bireyler olması hedeflenmeli, özsaygılarını zedeleyecek dengesiz ve aşağılayıcı tutumlarda, ifadelerden kaçınılmalıdır.

* En önemlisi eşler arasında uyum sağlanmalı, yapılan bir davranış diğer ebeveyne doğru gelmese bile bunun değerlendirmesi çocuğun olmadığı bir ortamda yapılmalıdır. Çünkü ancak ortak tavır sergilenen bir ortamda yetişen çocuklar bağımsız, özgüveni ve benlik saygısı yüksek çocuklar olmaktadır.

Unutmamalıyız ki, gerçek anlamda iyi bir birey yetiştirebilmek, gelişkin bir kişilik yapısını, yüksek bir farkındalık düzeyini ve üstünde titizlikle durulmasını gerektirir. Zaman zaman yaşanan iletişim problemleri çocuğun psikolojisinde kalıcı zararlar bırakmayabilir ama sürekli yaşanılırsa, ruh sağlığı zedelenen çocuk, yetişkin olduğunda da sihirli bir değnekle düzelmeyecektir. Aksine yorucu ve sabır gerektiren bir süreç başlayacaktır. Şüphesiz çocuklarımız geleceğimizdir, bu sebeple anne babalar, kişisel gelişim ve eğitimi, olmazsa olmazları yapmak zorundadırlar.

Psikolojik Danışman Burcu KÖSE

Özde Çocuk Anaokulu / Maltepe


Bunlara da Bakınız  
   
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesi  
   
Okul Öncesi Eğitim Çocuk İçin Neden Önemlidir